Navigation path

News

Ulusa Sesleniş 2012

12.09.2012 Avrupa Komisyonu Başkanı José Manuel Durão Barroso, 12 Eylül 2012’de Strasbourg’da gerçekleştirilen Avrupa Parlamentosu Genel Kurul toplantısında 2012 Ulusa Sesleniş konuşmasını yaptı

Sayın Başkan,
Saygıdeğer  Üyeler,

1. Durum Analizi

Bugün üçüncü Ulusa Sesleniş konuşmasını yapmak üzere huzurunuzda bulunma onurunu yaşıyorum.

Avrupa Birliği’nin hala krizde olduğu bir zamanda.

Bu, mali ve ekonomik bir kriz. Sosyal bir kriz. Fakat aynı zamanda siyasi bir kriz, bir güven krizi.

Kriz kökende şunlardan kaynaklanıyor:

• Finans sektöründeki sorumsuzca uygulamalar;
• Sürdürülemez devlet borçları ve
• Bazı üye ülkelerdeki rekabet eksikliği.

Her şeyin ötesinde, Avro, kendi yapısal sorunlarıyla karşı karşıya. Dengesizlikler büyüyor. Bu durum, şu anda düzeltiliyor. Fakat, bu meşakkatli, zor bir çaba. Vatandaşlar hüsran dolu. Endişeliler. Yaşam tarzlarının risk altında olduğunu düşünüyorlar. Üye Ülkeler arasındaki adillik ve eşitlik duygusu tükeniyor. Üye Ülkeler arasında eşitlik olmadan, Avrupa vatandaşları arasında nasıl eşitlik olabilir?

Son dört yıl içerisinde, bu sistemli krizi ele almak için birçok cesur karar verdik. Fakat tüm bu çabalara rağmen, verdiğimiz cevaplar, henüz vatandaşları, piyasayı veya uluslar arası ortaklarımızı ikna etmedi. 

Neden? Çünkü defalarca, şüphelerin yayılmasına izin verdik. Bazı ülkelerin reform yapmaya ve rekabetçiliğini yeniden kazanmaya gerçekten hazır olup olmadığına dair şüpheler. Avro ve Avrupa projesinin geri çevrilemez olması için, diğer ülkelerin birbirine destek olma konusunda gerçekten istekli olup olmadığına dair şüpheler.

Birçok durumda, kötü niyetli dönüşlerle karşılaştık. Önce, Avrupa zirve toplantılarında geleceğimiz için çok önemli kararlar alınıyor. Ertesi gün, o kararları alan bu kişilerden bazılarını, bu fikirleri baltalarken görüyoruz. Toplantılarda çok ileri gidildiğini veya yeterince ileri gidilmediğini söylüyorlar. Ve sonra bir itibar sorunu oluşuyor. Bir güven sorunu.

Avrupa toplantılarını, bir rakibe karşı nakavt ile zaferin iddia edildiği boks maçları gibi sunmak kabul edilebilir değildir. Sanki aynı Birlikte değilmişiz gibi davranamayız. Dokuz iyi kararı, başardıklarımız hakkında şüphe uyandıran bir eylem veya ifade ile riske atamayız.

Bu, Saygıdeğer Üyeler, Avrupa’nın politik güven krizinin özünü ortaya çıkarıyor. Avrupa’nın politik aktörleri, kendilerinin koyduğu kurallara ve kararlara bağlı kalmazsa, bu krizi birlikte çözmeye kararlı olan diğerlerini ikna etmeleri nasıl mümkün olabilir?

Sayın Başkan,
Saygıdeğer Üyeler,

2. Zorlu görev – Avrupa için yeni bir düşünce tarzı

Güven krizi, politik bir krizdir. Ve iyi olan şey ise, demokrasilerde politik bir çözüm bulamayacağımız politik bir sorun olmamasıdır.

Bugün burada sizinle temel politik sorunları tartışmak istememin sebebi de budur – şu anda neredeyiz ve nasıl ilerlemeliyiz? Politik yönümüze ve politika kararlarımıza ilham kaynağı olacak vizyonumuza odaklanmak istiyorum.

Tabi ki bu ayrı kararların hepsini tek tek saymayacağım. Avrupa Parlamentosu Başkanına hitaben yazdığım ve Komisyon’un acil önceliklerini belirleyen mektubu alacaksınız. Sonbaharda Komisyon Çalışma Programını hayata geçirmeden önce sizinle bunları tartışacağız.

Size bugünkü mesajım ise, Avrupa’nın yeni bir yöne ihtiyacı olduğudur. Ve bu yön, eski fikirlere dayandırılamaz. Avrupa’nın yeni bir düşünce tarzına ihtiyacı var. Kriz hakkında konuşurken, ki hepimiz kriz hakkında konuşuyoruz, eylemimizin tüm sonuçlarını gerçekten belirliyor muyuz? Globalleşme hakkında konuşurken, ki hepimiz globalleşme hakkında konuşuyoruz, bunun Üye Ülkelerimizin her birinin rolü üzerindeki etkisini gerçekten dikkate alıyor muyuz? Avrupa’da yeni bir düşünce tarzı için başlangıç noktamız, karşı karşıya olduğumuz ve dünyamızı özünde değiştiren zorlukların tüm sonuçlarını belirlemektir. 

Başlangıç noktası, geleceğe ilişkin soruları geçmişin araçlarıyla cevaplamaya çalışmaya son vermektir.

Krizin başlangıcından bu yana, birbirine bağlı global piyasaların, bölümlere ayrılmış ulusal politik sistemlerden daha hızlı ve dolayısıyla daha güçlü olduğunu defalarca gördük. Bu, vatandaşların politik kararların alınmasına olan güvenini sarsmaktadır. Avrupa’da ve başka yerlerde popülizmi ve aşırıcılığı teşvik etmektedir.

Gerçek şu ki, birbirine bağlı bir dünyada Avrupa Üye Ülkeleri artık tek başlarına olayların gidişatını etkin bir şekilde yönlendirememektedir. Fakat aynı zamanda, Birliklerini, bizim Birliğimizi, bu yeni gerçeklikle başa çıkmak için gereken araçlarla henüz donatmamışlardır. Şu anda bir geçiş dönemindeyiz, tanımlayıcı bir andayız. Bu an, karar alınmasını ve liderliği gerektiriyor.   

Evet, globalleşme Avrupa’da daha fazla birlik gerektiriyor. Daha fazla birlik, daha fazla entegrasyon gerektiriyor. Daha fazla entegrasyon ise, daha fazla demokrasi, daha fazla Avrupa demokrasisi gerektiriyor. Avrupa’da bu, her şeyden önce aynı gemide olduğumuzu kabul etmek anlamına geliyor. Avrupalı çıkarlarımızın ortaklığını fark etmemiz anlamına geliyor. Kaderlerimizin birbirine bağlı olduğu fikrini benimsememiz anlamına geliyor. Ve gerçek bir ortak sorumluluk ve dayanışma duygusuna ihtiyacımız olduğu anlamına geliyor.

Çünkü fırtınanın ortasında bir gemideyseniz, mürettebatınızdakilerden minimum olarak beklediğiniz şey mutlak bağlılıktır. 

Değişimin hızına ayak uydurmamızın tek yolu budur. Global bir oyuncu olabilmek için ölçek kazanmamızın ve verimlilik elde etmemizin tek yolu budur.

Değerlerimizi korumanın tek yolu budur, çünkü değişen bir dünyada mesele aynı zamanda değerlerle ilgilidir.

20. yüzyılda, sadece 10 veya 15 milyon kişiden oluşan bir ülke, global bir güç haline gelebiliyordu. 21. yüzyılda ise, en büyük Avrupa ülkeleri bile, ABD ve Çin gibi global devlerin arasında yerini kaybetme riskine sahip.

Tarih ivme kazanarak ilerliyor. İngiltere’nin kişibaşına düşen GMSH’sini iki katına çıkarması 155 yıl almıştı, ABD için bu, 50 yılı alırken, Çin sadece 15 yılda bu rakama ulaştı. Fakat yeni Üye Ülkelerimizden bazılarına bakarsanız, sürmekte olan ekonomik dönüşüm pek de etkileyici sayılmaz.

Avrupa, ihtiyacı olan tüm varlıklara sahip. Aslında, önceki jenerasyonların benzer veya daha büyük zorluklarla karşı karşıya kaldığı zamankinden çok daha fazlasına sahip.

Fakat buna göre hareket etmeli ve bu kaynakların hepsini bir araya getirerek seferber etmeliyiz. Hırslar, kararlar ve eylemler arasında uyum oluşturmanın zamanı geldi. Parça parça cevaplara ve işleri düşe kalka halletmeye son vermenin zamanı geldi. Artık geçmişten ders alma ve Avrupamız için daha iyi bir gelecek yazma zamanı.

Sayın Başkan,
Saygıdeğer Üyeler,

3. Duruma verilecek cevap – 'Avrupa için kararlı bir anlaşma'

Bugün sizden istediğim ve size sunduğum, Avrupa için Kararlı bir Anlaşma’dır. Değerlerimizi, özgürlüğümüzü ve refahımızı globalleşmiş bir dünyadaki gelecek için planlayacak kararlı bir anlaşma. Bir tarafta sosyal piyasa ekonomilerimizi sürdürme ihtiyacını ve diğer tarafta bunlar üzerinde reform yapma ihtiyacını birleştiren bir anlaşma. Avrupa Para Birliğini stabilize eden, sürdürülebilir büyümeyi artıran ve rakebetçiliği eski haline getiren bir anlaşma. Ülkelerimiz arasında, Üye Ülkeler ve Avrupa kurumları arasında, sosyal ortaklar arasında ve vatandaşlar ile Avrupa Birliği arasında bir güven sözleşmesi oluşturan bir anlaşma. 

Avrupa için Kararlı Anlaşma şu anlama geliyor:

Birliğin bütünlüğü veya Avro’nun geri çevrilemezliği hakkında hiçbir şüphe bırakmamalıyız. Daha zayıf ülkeler reform yapma istekleri, sorumluluk duyguları konusunda hiçbir şüphe bırakmamalı. Fakat güçlü ülkeler de birlik içinde olma istekleri, dayanışma duyguları konusunda hiçbir şüphe bırakmamalı. Reform yapmaya, BİRLİKTE REFORM YAPMAYA kararlı olduğumuza ilişkin hiç birimiz hiçbir şüphe bırakmamalıyız. Reform yapmadan büyüyebileceğimiz veya tek başımıza refaha erebileceğimiz fikri tamamen yanlıştır. Bu işte beraber olduğumuzu kabul etmeli ve birlikte çözüme ulaşmalıyız.

Kararlı anlaşma, politik birliğe dayanan, derin ve gerçek bir ekonomik birliğin tamamlanmasını gerektiriyor.

a) Ekonomik birlik:

Avrupa ekonomisiyle başlamak istiyorum.

Öncelikle, büyümeye ihtiyacımız var. Sürdürülebilir bir büyümeye.

Büyüme, Avrupa sosyal piyasa modelinin can damarıdır: istihdam yaratır ve hayat standardımızı destekler. Fakat sadece daha rekabetçi olduğumuzda büyümeyi sürdürebiliriz.

Ulusal düzeyde bu, onlarca yıldır ertelenmiş yapısal reformları gerçekleştirmek anlamına gelir. Kamu yönetiminin modernleştirilmesi. Gereksiz harcamaların azaltılması. Kazanılmış hakların ve ayrıcalıkların ele alınması. Güvenliği esneklikle dengelemek için işgüçü piyasasında reform yapılması. Ve sosyal sistemlerin sürdürülebilirliğinin sağlanması.

Avrupa düzeyinde, fiziksel, ekonomik veya dijital engelleri ortadan kaldırmak konusunda daha kararlı olmalıyız. Tek piyasa fikrini tamamlamamız gerekiyor.

Enerji bağımlılığımızı azaltmalı ve yenilenebilir enerji potansiyelinden yararlanmalıyız. 

Enerji, taşımacılık veya Telekom gibi sektörlerde rekabeti teşvik etmek, canlı rekabete yol açabilir, yeniliği destekleyebilir ve tüketiciler ve işletmeler için fiyatları aşağı çekebilir.

Komisyon, kısa süre içerisinde 2. Tek Piyasa Yasası’nı sunacak. Tek piyasanın başarılı olmasını sağlamak için, Komisyon, rekabet ve ticaret kurallarını savunurken katı ve uzlaşmaz olmayı sürdürecektir. Size içtenlikle söylüyorum ki; durum Üye Ülkelere kalırsa, büyük şirketlerin ve geniş dış güçlerin baskısına dayanamazlar.

Avrupa işgücü piyasası oluşturmalı ve insanların diğer ülkelerde çalışmalarını kendi ülkelerindeymişçesine kolaylaştırmalıyız. Yeşil büyümeyi keşfetmeli ve kaynaklarımızı daha verimli kullanmalıyız. Eğitim, araştırma, yenilik ve bilim konularında çok daha iddialı olmalıyız.

Avrupa, üçte birin üzerindeki global piyasa paylarıyla, havacılık, otomativ, tıbbi ürünler ve mühendislik gibi temel sektörlerde dünya lideri konumundadır. Ekonomik yavaşlamaya rağmen, son on yıl içerisinde endüstriyel üretkenlik %35 artmıştır. Ve bugün, 74 milyon civarında iş, imalata dayanıyor. Her yıl AB’de açılan firmalar, 4 milyondan fazla iş imkanı yaratıyor. Yeni endüstriyel politikamıza yatırım yaparak ve girişimciliği teşvik eden ve küçük işletmeleri destekleyen bir iş ortamı yaratarak, bunu geliştirmeliyiz.

Bu, vergilendirmeyi işletmeler için daha basit ve yatırımcılar için daha çekici hale getirmek anlamına geliyor. Daha iyi vergi koordinasyonu, tüm Üye Ülkelerin yararına olacaktır.

Ayrıca, yeni pazarlar açacağımız, pro-aktif bir ticaret politikasına ihtiyacımız var. Bu, Avrupa ekonomisinin potansiyelidir. Henüz tamamen keşfedilmemiş olan bir altın madenidir. Haziran’daki Avrupa Konseyinde kabul edilen Büyüme Sözleşmesini tamamen uygulamak, uzun bir yol katetmemizi sağlayabilir.

Ve yatırım, büyüme ve reforma adanmış, gerçekçi fakat aynı zamanda iddialı bir Avrupa Birliği bütçesiyle daha ileri gidebiliriz. Açık olalım. Avrupa bütçesi, Avrupa’da yatırım ve büyümenin aracıdır. Komisyon ve bu Parlamento, aslında Üye Ülkelerin çoğu teklifimizi desteklediğinden tüm pro-Avrupa güçleri, şimdi bizi 2020’ye taşıyacak olan doğru [İ1] çok yıllı mali çerçeveyi desteklemek üzere bir arada durmalıdır. Bu durum, özellikle, önerilen, kendi kaynaklarımızı kullandığımız yeni sistem sayesinde, Üye Ülkelerin üzerinde çok az yük oluşturacak. Fakat ekonomileri, bölgeleri, araştırmacıları, öğrencileri, iş arayan gençleri veya kobileri açısından büyük bir gelişmeye sebep olacak. 

Bu bütçe, Üye Ülkeler arasında ve içerisinde, büyümeye, ekonomik, sosyal ve bölgesel bütünleşmeye yöneliktir. Avrupa’yı Birleştirme Hizmeti (Connecting Europe Facility) aracılığıyla enerji, taşımacılık ve telekom altyapısındaki boşlukları doldurarak, tek piyasayı tamamlamamıza yardımcı olacak bir bütçedir. 

Gıda güvenliği ile sürdürülebilir kırsal gelişimi birleştirebilen, modern, büyümeye odaklı tarıma yönelik bir bütçedir. 2020 Ufku (Horizon 2020) aracılığıyla araştırma yoğunluklu ve yenilikçi Avrupa’yı destekleyecek bir bütçedir.

Bu, bazı Üye Ülkelerimizin birçoğu için gerçek bir sınav olacaktır. Her zaman yatırım ve büyümeden bahseden Üye Ülkelerin, Avrupa düzeyinde büyümeye yönelik bir bütçeyi destekleyip desteklemeyeceğini görmek istiyorum. Bütçe aynı zamanda, şu anda her zamankinden fazla ihtiyaç duyduğumuz büyüme gündemimiz, Avrupa 2020’ye yatırımı desteklemek için bir araçtır. Avrupa 2020, Avrupa sosyal piyasa ekonomisini modernleştirme ve sürdürme yoludur. 

Saygıdeğer Üyeler,

Yapısal reform gündemimiz, büyük bir değişim çabası gerektiriyor. Bu sadece adil ve tarafsız olduğunda işe yarayacaktır. 

Avrupa’nın bazı kesimlerinde, sosyal açıdan gerçekten acil bir durum görüyoruz. Özellikle gençler arasında artan yoksulluk ve yüksek işsizlik seviyeleri mevcut. Sosyal bütünlüğü güçlendirmemiz gerekmesinin sebebi de budur. Bu, Avrupa toplumunu diğer alternatif modellerden ayıran bir özelliktir. Bazıları, kriz yüzünden Avrupa Sosyal modelinin öldüğünü söylüyor. Buna katılmıyorum.

Evet, ekonomilerimizde reform yapmamız ve sosyal koruma sistemlerimizi modernleştirmemiz gerekiyor. Fakat muhtaç olanlara yardım eden etkin bir sosyal koruma sistemi, refah önünde bir engel değildir. Onun vazgeçilmez bir parçasıdır. Zaten dünyadaki en başarılı ve rekabetçi ekonomiler arasında olan Avrupa ülkeleri de, en etkin sosyal koruma sistemlerine ve en gelişmiş sosyal ortaklıklara sahip olanlardır.

Adillik ve eşitlik, gençlerimize bir şans vermek anlamına gelir. Bu konuda zaten çok şey yapıyoruz. Ve yılsonundan önce, Komisyon, mesleki eğitimi kolaylaştırmak için bir gençlik garanti taslağı ve eşitlik çerçevesi oluşturacak Gençlik Paketini uygulamaya koyacaktır. Adillik ve eşitlik aynı zamanda, daha iyi ve daha adil vergilendirme sistemi anlamına gelir.

Vergi kaçakçılığını ve dolandırıcılığını durdurmak, Avrupa’nın tamamında devlet hazinesine ekstra milyarlar girmesini sağlayabilir. Komisyonun, üçüncü ülkelerle daha güçlü vergi tasarrufu anlaşmaları yapmak amacıyla pazarlık yapılabilmesi için, revize edilmiş vergi tasarrufu direktifi ve yetkiler üzerine anlaşmaya varmak için savaşmasının sebebi de budur. Bunların tamamlanması, yasal vergi gelirleri konusunda büyük bir kaynak oluşturacaktır. 

Ve Komisyon, sadece finans sektörünün vergi mükelleflerinden faydalandığı değil, aynı zamanda mükelleflerin de finans sektöründen faydalandığı, adil ve iddialı bir Finansal İşlemler Vergisi için savaşmaya devam edecektir. Bunun üzerine anlaşmanın sadece işbirliğinin artmasıyla sağlanabileceği açık olduğuna göre, Komisyon, istekli olan Üye Ülkelerle birlikte bunu hızlı ve etkin bir şekilde ileriye taşımak için elinden gelen her şeyi yapacaktır. Çünkü bu adil olmak ile ilgilidir. Ve adil olmak, gerekli olan ekonomik reformların sosyal ve politik açıdan kabul edilebilir olmasını sağlamak için vazgeçilmez bir koşuldur. Ve her şeyden önemlisi, adil olmak, adalet meselesidir, sosyal adalet meselesidir.

Sayın Başkan,
Saygıdeğer Üyeler,

Kriz karşısında önemli kararlar aldık. Avrupa Birliği’nin tamamında reform ve konsolidasyon tedbirleri uygulanıyor. Ortak mali dayanaklar devreye sokuluyor ve Avrupa kurumları sürekli olarak Avro’yu desteklediklerini gösteriyorlar.

Komisyon, en yoğun reformların uygulandığı Üye Ülkelerde, güçlükler ve bazen oldukça zahmetli, zor değişimler yaşandığının farkında. Fakat sadece bu reformlar yoluyla daha iyi bir geleceğe erişebiliriz. Bunların zamanı geleli çok olmuştu. Geçmişteki durumuma geri dönmek tamamen imkansız.

Komisyon, bu Üye Ülkeleri desteklemek ve örneğin, yapısal fonların yeniden programlanması aracılığıyla, büyüme ve gelişmeyi artırmalarına yardımcı olmak için, elinden gelen her şeyi yapmaya devam edecektir.

Yunanistan hakkında da bir şeyler söylemek istiyorum. Bu sonbahar, dönüm noktasına gelmek için bir şansa sahip olacağımıza gerçekten inanıyorum. Yunanistan, reforma olan bağlılığı konusunda tüm şüpheleri defetmeyi başarırsa ve tabi diğer ülkeler, Yunanistan’ın Avro alanında kalmasına dair kararlılıkları konusunda tüm şüpheleri giderirse, bunu başarabiliriz.

Yunanistan’ın taahhütlerine sadık kalması halinde, Avrupa ailesinin bir üyesi olarak Avro alanında kalması gerektiğine inanıyorum. Avro alanının istikrarını sağlamak, en acil zorlu görevimiz. Bu, Üye Ülkelerin ve Birlik Kurumlarının ortak sorumluluğudur. Avrupa Merkez Bankası, hükümetleri finanse edemez ve etmeyecektir. Fakat, para politikası kanalları doğru şekilde çalışmadığında, Komisyon, gerekli adımları atmanın Avrupa Merkez Bankası’nın yetkisinde olduğuna inanıyor, örneğin, ülke borçlarının ikincil piyasalarında[İ2] . Para politikasının bütünlüğünü eski haline getirmek, Avrupa Merkez Bankası’nın hakkı ve görevidir. Hangi adımların, hangi koşullar altında atılacağına karar vermek, tabi ki bağımsız bir kurum olarak, Avrupa Merkez Bankası’na kalmıştır. Fakat tüm oyuncular, burada gerçekten tüm oyuncuları kast ediyorum, Avrupa Merkez Bankası’nın bağımsızlığına saygı duymalıdır.

Saygıdeğer Üyeler,

Acil olarak uygulamamız gereken ekonomik tedbirlerden bahsettim. Bunlar, kaçınılmazdır. Fakat yeterli değildir. Daha ileri gitmemiz gerekiyor.

Ekonomik ve parasal birliği tamamlamalıyız. Bir bankacılık birliği ve mali birlik ile bunlara karşılık gelen kurumsal ve politik mekanizmaları oluşturmalıyız.

Bugün Komisyon, tekli Avrupa denetim mekanizması için yasa teklifleri sunuyor. Bu, bankacılık birliğine doğru bir sıçrama tahtası görevi görecektir.

Kriz gösterdi ki, bankalar uluslar ötesi hale gelirken, kurallar ve denetim ulusal kaldı. Ve işler ters gittiğinde, faturayı ödeyenler vergi mükellefleri oldu.

Son dört yıl içerisinde AB, G20 taahhütlerini uygulama konusunda dünyaya liderlik ederek, bankalar için düzenlemeyi revize etti. Fakat koordinasyon tek başına artık yeterli değil – Avro alanı içerisinde, ortak denetim kararlarına geçiş yapmalıyız.

Bugün teklif edilen tekli denetim mekanizması, temel rolün Avrupa Merkez Bankası’na ve uygun destekleyici rolün ise Avrupa Bankacılık Otoritesi’ne düşeceği güçlendirilmiş bir yapı oluşturacak, bu da Avro alanında bulunan bankaların denetlenmesine karşı güveni geri getirecek. Bu, tüm Avro alanı bankaları için denetim sağlayacak. Denetim, her yere bakabilmelidir, çünkü sistemik riskler, sadece sözde sistematik olarak ilişkili bankalarda değil, her yerde olabilir. Bu, tabi ki, ulusal denetleyicileri tamamen dahil eden bir sistemde uygulanacak.   

Paket, biri Avrupa Merkez Bankası, diğeri Avrupa Bankacılık Otoritesi üzerine olan ve bir araya getirilen iki yasal metinden oluşuyor. Bu parlamentonun, yeni mekanizmanın benimsenmesinde ve sonrasında bunun demokratik bir şekilde denetlenmesinde önemli bir rol oynayacağı açıktır. 

Bu adım, Haziran ayında bu Meclis huzurunda teklif ettiğim bankacılık birliğine doğru giden ilk önemli adımdır. Avrupa denetimini devreye sokmak, şu an için birincil öncelik, çünkü bu, bankacılık kararlarından mevduat sigortasına kadar, bankacılık krizlerinin daha iyi yönetilmesi için ön koşuldur.

Buna paralel olarak Komisyon, bankacılık sektöründeki reformlar üzerine çalışmaya devam ederek, bu sektörün, gerçek ekonominin sorumlu bir şekilde finanse edilmesi rolünü oynamasını sağlayacaktır. Bu, kobiler ve diğer şirketler için uzun vadeli finansmanın artırılması anlamına gelir. Referans kurallar işaret ettiğinden, banka faiz oranlarındaki manipülasyonun, şirketleri ve ipotek alacaklılarını benzer şekilde etkilediğini bir daha görmeyeceğimiz anlamına gelir. Yasaların, bankaların tüketicilere adil bir anlaşma sunmasını sağlayacağı ve doğal riskleri ortadan kaldırmak amacıyla bankacılık faaliyetlerinin yapısına başka bir bakış açısı sunacağı anlamına geliyor.   

Bunların hepsinde, bu Parlamento’nun rolü temeldir. Komisyon, sizinle yakın bir ortaklık içinde çalışmaya gayret ediyor. Fakat daha derin bir ekonomik birliğin ikinci bir öğesi vardır ki, o da, mali bir birliğe doğru ilerlemektir. 

Bunun için durum açıktır: Bir Üye Ülkenin ekonomik kararları diğerlerini etkiler. Bu yüzden, daha güçlü bir ekonomik politika koordinasyonuna ihtiyacımız var. Dengesizlikleri önlemenin tek yolu olarak, temel ekonomik politikalara ilişkin ulusal kararlar alma konusunda daha güçlü ve bağlayıcı bir çerçeveye ihtiyacımız var. Örneğin, altılı paket ve Ülkeye Özel Öneriler ile bu konuda çok şey yapmış olsak da, belirli durumları belirli teşviklerle birleştirmek ve ekonomik ve parasal birliği gerçekten sürdürülebilir hale getirmek için daha fazla adım atmak çok önemlidir.

Uzun süreli sonuçlar elde etmek için; özgün, güvenilir bir Birlik mali kapasitesiyle birlikte tamamen donanımlı bir Birlik ekonomik yönetimi geliştirmemiz gerekir.

Bunun için kurumları ayırmamıza veya yeni kurumlar oluşturmamıza gerek yoktur. Aslında tam tersi, etkili ve hızlı olması için en iyi yol, mevcut kurumlarla birlikte ve bunlar aracılığıyla çalışmaktır: Bağımsız Avrupa otoritesi olarak Avrupa Komisyonu ve bunu denetleyen, Avrupa düzeyinde parlamenter temsilcilik olarak Avrupa Parlamentosu.

Bu çerçeve sayesinde, borç itfasının ve icrasının gerçek ortaklığı için atılacak adımlar, zaman içerisinde bu kurumların yerini alabilir. Öyleyse, gerçek bir ekonomik ve parasal birlik ile birleşen ekonomik reform: işte gemimizi ileriye taşıyacak olan motorlar bunlardır. Komisyon, bu sonbaharda ekonomik ve parasal birliği derinleştirmek amacıyla bir tasarı yayınlayacak.   

Bu tasarı, bu Meclise sunulacak. Çünkü bu soruların, insanların temsilcileriyle birlikte tartışılması gerekiyor. Ayrıca, Avrupa Komisyonu Başkanı olarak benden, Avrupa Merkez Bankası ve Eurogroup Başkanlarından sunulması istenen rapor ile hazırlanacak olan Aralık ayı Avrupa Konseyinde görüşülecek konulara da bilgi sağlayacaktır. 

Tasarımız, araç ve belgeleri belirleyecek, politika koordinasyonundan, mali kapasiteye ve borcun itfasına kadar, bu araç ve belgelerin yürürlüğe girmesini sağlayacak yasal düzenlemeler için seçenekler sunacaktır. Münferiden ve müştereken teminat altına alınmış devlet borcu durumunda olduğu gibi, gerekli yerlerde ihtiyaç duyulan anlaşma değişikliklerini belirleyecektir, çünkü bu değişikliklerden bazıları Anlaşma’da değişiklik yapılmasını gerektirebilir. Sadece gelecek haftalarda ve aylarda değil, gelecek yıllarda da başarmamız gerekenler için bir taslak oluşturacaktır.

Sayın Başkan,
Saygıdeğer Üyeler,

b) Politik birlik:

Sonuç olarak, Ekonomik ve Parasal Birliğin güvenilirliği ve sürdürülebilirliği, arkasındaki kurumlara ve siyasi yapıya bağlıdır. Bu nedenle Ekonomik ve Parasal Birlik, Politik birlik ve buna destek vermesi gerken Avrupa Demokrasisini gündeme getiriyor. 

Eğer ekonomik ve parasal birliğin başarılı olmasını istiyorsak, hırs ve uygun sıralamayı birleştirmemiz gerekiyor. Ufuktaki politik birlik için artık, somut adımlar atmalıyız. 

Avrupa sorunlarının Avrupalı bakış açısından tartışıldığı ve görüşüldüğü bir Avrupa kamusal alanının geliştiğini görmek istiyorum. Avrupa’nın sorunlarını sadece ulusal çözümlerle çözmeyi denemeye devam edemeyiz.

Bu tartışma, toplumlarımızda ve vatandaşlarımız arasında gerçekleşmelidir. Ama bugün, Avrupalı düşünürlerin, kültürümüzdeki erkeklerin ve kadınların da Avrupa’nın geleceği konusundaki bu tartışmaya katılmasını istiyorum. Sizden bunu rica ediyorum. Burası Avrupa demokrasisinin evi. Avrupa düzeyinde, Avrupa Parlamentosunun rolünü güçlendirmeliyiz. 

Avrupalılar ve ulusal parlamenterler arasında bütünleyiciliği ve iş birliğini teşvik etmemiz gerekiyor.

Bu da Avrupalı siyasi partileri güçlendirmeden yapılamaz. Aslında, çok sıklıkla başkentlerdeki siyasi partiler ile burada, Strazburg’daki Avrupalı siyasi partiler arasında gerçek bağlantı kopuklukları yaşıyoruz. Politik tartışmalarda, çok sık olarak, bu tartışmalar sanki sadece ulusal partiler arasındaymışçasına rol alındığını fark etmeliyiz. Avrupa seçimlerinde bile Avrupalı siyasi partilerin isimlerini oy sandığında görmüyoruz, ulusal siyasi partiler arasında geçen ulusal bir mücadele görüyoruz. Bu nedenle Avrupalı siyasi partiler için güçlendirilmiş bir mevzuata ihtiyacımız var. Komisyonun bugün bununla ilgili bir öneri geliştirdiğini duyurmaktan gurur duyuyorum.  

Pan-Avrupalı siyasi mücadeleyi derinleştirmenin önemli bir yolu da, Avrupalı siyasi partilerin 2014 yılında yapılacak olan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Komisyon Başkanı seçimi için adaylarını tanıtması olacak. Bu, Anlaşma değişikliği yapılmadan gerçekleştirilebilir. Bu durum, bu seçimlerin sunduğu bir Avrupa seçeneğini daha belirgin hale getirmek için atılan kararlı bir adım olabilir. Siyasi partilere, bu adımı atmaları ve Avrupa seçimlerini daha fazla Avrupalılaştırmaları için çağrı yapıyorum.  

Sayın Başkan,

Saygıdeğer Üyeler,

Gerçek bir politik Avrupa Birliği, gerçek sorunlar ile ilgili Avrupa eylemine konsantre olmamız ve bunları Avrupa düzeyinde halletmemz gerektiği anlamına geliyor. Bu konuda açık konuşmak gerekirse, herşey aynı önceliğe sahip olamaz. Burada, bazı öz eleştiriler yapılabilir.

Uygun entegrasyon, en uygun eylem düzeyinin nerede olduğuna yeniden bakılmasıyla ilgilidir. İkinci derecede öneme sahip olmak, temel bir demokratik kavram ve uygulanması gerekiyor. 

Politik birlik, aynı zamanda, Birliğimizin üzerine kurulmuş olduğu asli değerlerimize, hukukun egemenliğine ve demokrasiye saygı temellerini güçlendirmemiz gerektiği anlamına da geliyor.  

Son aylarda, Avrupa devletlerinin bazılarında yasal ve demokratik yapı açısından tehditler görüyoruz. Avrupa Parlamentosu ve Komisyonu, ilk alarm veren kurumlar oldu ve bu endişe verici gelişmeleri görmede belirleyici rol oynadılar. 

Ama bu durumlar aynı zamanda kurumsal düzenlemelerimizin de sınırlarını ortaya çıkardı. Daha iyi geliştirilmiş araçlara ihtiyacımız var – sadece siyasi ikna kabiliyetinin “yumuşak gücü” ile Anlaşma’nın 7. Maddesindeki “nükleer seçeneği” arasında bir alternatif değil.

Hukukun egemenliğinin desteklenmesi konusundaki bağlılığımız, Anlaşmalar tarafından öngörüldüğü gibi, bir Avrupa Savcılık Bürosu kurma niyetimizi de destekliyor. Kısa süre içinde bir öneri ile geleceğiz.

Sayın Başkan,

Sayıdeğer Üyeler,

Politik bir birlik, aynı zamanda küresel rolümüzü yerine getirmemiz için daha fazlasını yapmak anlamına da geliyor. Avrupa’da egemenliğin paylaşılması küresel dünyada daha egemen olmak anlamına geliyor.

Günümüz dünyasında, boyut önemli.

Ve değer, fark yaratıyor.

Bu nedenle, Avrupa’nın mesajı özgürlük, demokrasi, hukukun egemenliği ve egemenlik konularından biri hakkında olmalıdır. Kısaca, değerlerimiz Avrupa’nın değerleridir.

Vatandaşlarımızın ve yeni dünya düzeninin, aktif ve etkili bir Avrupa’ya artık her zamankinden daha çok ihtiyacı var. Sadece bizim için değil, dünyanın geri kalanı için de başarılı olmamız önemli. Kendi değerlerine göre ayakta kalan bir Avrupa. İnsan haklarının gelişmiş dünya için bir lüks olmadığı, evrensel değerler olarak görülmesi gerektiği inancı ile ayakta kalan bir Avrupa.

Suriye’deki korkutucu durum bize seyirci kalamayacağımızı hatırlatıyor. Yeni ve demokratik bir Suriye ortaya çıkmalı. Bunun gerçekleşmesi ortak sorumluluğumuzdur. Ve küresel düzende bu hedef doğrultusunda bize iş birliği sunanlar ile birlikte çalışıyoruz. 

Dünyanın, liderliğini gelişmenin ve insani yardımın önünde tutan, açık ekonomiler ile ayakta kalan ve himayecilikle mücadele eden, iklim değişikliğine karşı mücadelede öncülük yapan bir AB’ye ihtiyacı var.

Dünyanın, kriz alanlarındaki durumu istikrara ulaştırmaya yardımcı olmak için askeri misyonunu uygulayabilen bir Avrupa’ya ihtiyacı var. Avrupalıların yeteneklerini kapsamlı şekilde değerlendirmemiz ve gerçekten kolektif bir savunma planlamasına başlamamız gerekiyor. Evet, Ortak Dış İşleri ve Güvenlik Politikamızı güçlendirmemiz ve sorunlara karşı ortak bir savunma yaklaşımı geliştirmemiz gerekiyor. Çünkü bir araya geldiğimizde, dünyayı şekillendirmek ve daha adil, kurallı ve insan haklarına saygılı bir yer haline getirmek için gerekli güce sahip oluyoruz.

Sayın Başkan,

Saygıdeğer Üyeler,

4. Anlaşma değişikliği, 17/27 boyutu ve toplumsal tartışmanın genişletilmesi

a) Ulus devletler federasyonu – Anlaşma değişikliği

Derin ve gerçek bir ekonomik ve parasal birlik, uygun dış işleri ve savunma politikasına sahip bir politik birlik, mevcut Avrupa Birliğinin gelişmesi gerektiği anlamına geliyor.

Kelimelerden korkmayın: ulus devletler federasyonuna doğru ilerlememiz gerekiyor.

İhtiyacımız olan şey bu. Bu bizim politik görüşümüz.

Gelecek yıllarda çalışmamıza yön vermesi gereken bu.

Bugün, üst devlet için değil, ulus devletler federasyonu için çağrı yapıyorum. Demokratik bir ulus devletler federasyonu, egemenliğin her ülkenin ve her vatandaşın kendi kaderini kontrol etmesini sağayacak şekilde paylaşılması yolu ile ortak sorunlarımızın üstesinden gelebilir. Bu federasyon, Üye Develtlere karşı değil, Üye Devletlerle birlikte, Birlik için oluşturulacak. Küreselleşme çağında, birleştirilmiş egemenlik daha az değil, daha fazla güç anlamına geliyor.

Ve ulus devletler federasyonu tanımlamasını bilinçli olarak kullandım, çünkü bu çalkantılı ve sıkınıtlı zamanlarda, ulusun savunmasını sadece ulusçulara ve polpülistlere bırakmamalıyız. İnsanların ulusları ile gurur duyduğu Avrupa’da, Avrupalı olmaktan ve Avrupalı değerlerinden de gurur duyduklarına inanıyorum. 

Bu ulus devletler federasyonunun oluşturulması için yeni bir Anlaşma gerekecek.

Bunu düşünmeden söylemiyorum. Hepimiz anlaşma değişikliğinin ne kadar zor hale geldiğiniz biliyoruz. İyi hazırlanması gerekiyor. 

Anlaşma konusundaki tartışmalar bizi bugün yapabileceklerimizden ve yapmamız gerekenlerden alıkoymamalı ve bunları geciktirmemeli.

Derin ve gerçek bir ekonomik ve parasal birlik mevcut Anlaşmalar kapsamında başlatılabilir, ancak sadece anlaşmalardaki değişiklikler ile tamamlanabilir. Bu nedenle şimdi başlatalım ama bugünkü kararlarımızda gelecek için mevcut olan anlayışa sahip olalım.

Anlaşma değişikliği ile başlamamalıyız. İhtiyacımız olan politikaları ve bunları uygulayacak araçları belirlemeliyiz. Ancak ondan sonra eksik olan araçları ve bunların çaresine bakma yollarını belirleyebiliriz. Ve daha sonra, tüm Avrupa genelinde geniş çaplı bir müzakere olmalıdır. Bu müzakere bir konvansiyon ve IGC öncesinde gerçekleşmelidir. Müzakere tamamen Avrupa boyutunda olmalıdır. 

Vatandaşların dolaylı onayı ile Avrupa entegrasyonu yaşanan günler bitti. Avrupa teknokratik, bürokratik veya diplomatik olamaz. Avrupa daha fazla demokratik olmalıdır. Avrupa parlamentosunun önemli rolü var. Bu nedenle 2014 Avrupa seçimleri belirleyici olabilecek.

2014 yılında yapılacak bir sonraki Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde, Komisyon gelecekteki Avrupa Birliği’nin şeklini ana hatlarıyla ortaya koyacak ve biz de bir müzakere için Anlaşma değişikliği fikrini ileri süreceğiz. 

İzlenecek hedefleri, kuruluşların Avrupa Birliğini daha açık ve demokratik hale nasıl getirebileceğini, daha etkili hale getirilecek araçları ve Avrupalılar için birlik modelini ortaya koyacağız. Gerçek bir müzakereye ihtiyacımız olduğuna ve demokraside müzakere için en iyi yolun, geleceğimiz ve hedeflerimiz için Avrupa düzeyinde seçimler yapılması olduğuna inanıyorum;

b) 17/27 boyutu

Sayın Başkan,

Saygıdeğer Üyeler,

Bu, sadece Avro alanı için mevcut üyeliğinde bir müzakere değil.

Avro alanı ve üyeleri için daha derin entegrasyonun zorunlu olduğu bu dönemde, bu proje tüm Üye Devletlere açık olmalı.

Daha açık olmama izin verin: Avrupa’da, bizi ayıran duvarlara artık ihtiyacımız yok! Çünkü Avrupa Birliği, bir bütün olarak ortak pazarının, üyeliğinin ve kurumlarının bütünlüğünü korumada daha güçlüdür.  

Kimse katılmaya veya dışarıda kalmaya zorlanmayacak. Hız, en yavaşa veya en isteksize göre belirlenmeyecek. Bu nedenle önerilerimiz, mevcut Birliğe ve kurumlarına, Topluluk yöntemine dayanacak. Açıkçası – sadece bir tek Avrupa Birliği, Bir Komisyon, Bir Avrupa Parlamentosu var. Daha fazla demokrasi, daha fazla şeffaflık, daha fazla mesuliyet, AB’yi daha karmaşık, daha zorlu, daha az uyumlu ve daha az faaliyet gösterebilen hale getirecek kurumların çoğalması ile oluşturulmayacak.        

c) Toplum müzakeresinin genişletilmesi:

Saygıdeğer üyeler, zaman içinde gerçekleştirmemiz gereken kararların büyüklüğü ortadadır.

Bu nedenle, Avrupa vatandaşları ile ilerleme ve parçalanmanın olası sonuçları konusunda ciddi görüşmeler yapmamız gerektiğine inanıyorum.

Çünkü bazen istemeden de olsa yapılanların sonucunda istemediğimiz parçalanmalar meydana gelebiliyor. Eğer liderler ulusal taşralılıktan kaçınırsa, bunu birlikte başarabiliriz. 

Tüm pan Avrupa kuvvetlerini harekete geçirmek için 2014 seçimlerini kullanmalıyız. Popülistlerin ve ulusalcıların negatif bir gündem oluşturmasına izin vermemeliyiz. Kendisine Avrupalı diyen herkesin müzakerede ayakta kalmasını ve insitayif almasını umuyorum. 

Çünkü anti Avrupalıların kuşkuculuğundan daha tehlikeli olan, pro Avrupalıların ilgisizliği ve kötümserliğidir.

Sayın Başkan,

Saygıdeğer Üyeler,

5. Sonuç: bu gerçekçi mi?

Özetlemek gerekirse, ihtiyacımız olan şey, daha güçlü bir Avrupa Birliği için yapılan politik taahhüde dayanarak, Avrupa Para Birliğini tamamlamak için kararlı bir anlaşma yapmaktır.

Bugün önünüze koyduğum sıralama açıktır.

Avro alanını istikrarlı hale getirmek ve AB’deki büyümeyi hızlandırmak için elimizden gelen herşeyi yaparak başlamalıyız. Komisyon gerekli tüm önerileri yapacak. Bugün, tek bir denetleyici ile, mevcut Anlaşma hükümleriyle aynı doğrultuda bir bankacılık birliği oluşturmaya başladık. İkinci olarak, politik araçlarla birlikte derin ve gerçek ekonomik ve parasal birlik konusundaki tasarımızı sunacağız ve bu sonbaharda yapılacak.  

Burada yine mevcut Anlaşma hükümleri ile aynı doğrultuda önerilerimizi sunacağız.

Ve üçüncü olarak, mevcut anlaşmalar kapsamında ilerleyemediğimizde, 2014 yılındaki bir sonraki Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde, gerekli Anlaşma değişiklikleri için açıklayıcı öneriler sunacağız, bunlara güçlendirilmiş demokrasi ve sorumluluk için gerekli öğeler dahildir. Bizim projemiz budur. Bu proje bizi adım adım ama büyük bir tutkuyla Avrupa için hedeflediğimiz federasyona yaklaştıracak.

Pek çok insan bunun fazla iddialı olduğunu ve gerçekçi olmadığını söyleyecek. 

Şunları sormak istiyorum; yapmakta olduğumuz gibi devam etmek gerekçi mi? Bugün pek çok Avrupa ülkesinde gördüğümüz şey gerçekçi mi? Vergi mükelleflerinin bankalara ödeme yapması ve ardından mortgage’larını ödeyemedikleri için evlerini bankalara geri vermeye mecbur kalmaları gerçekçi mi? Üye devletlerdeki gençlerin %50’sinden fazlasının işinin olmaması gerçekçi mi? Güçlükle başarıya ulaşmaya çalışmak ve ikna edici olmayan cevaplarla hatalar biriktirmek gerçekçi mi? Birbirimize çok az güven duyarken piyasaların güvenini kazanabileceğimizi düşünmek gerçekçi mi?

Bence, gerçekçi olmayan bu gerçekler. Bu gerçeklik böyle devam edemez.

Gerçekçilik bizi daha güçlü yapar ve birleştirir. Gerçekçilik hırsımızı meydan okuma seviyesine getirir. Bunu yapabiliriz! Umutlanmaları için gençlerimize bir mesaj gönderelim. Eğer etki altında kalacaksanız, umudun etkisi altında kalın. Avrupalı olmaktan dolayı gurur duymalıyız. Zengin ve çok yönlü kültürümüzden gurur duymalıyız. Mevcut sorunlara rağmen, toplumlarımız dünyadaki en insancıl ve özgür toplumlar arasında bulunuyor.

Demokrasimiz, sosyal piyasa ekonomimiz ve değerlerimiz için özür dilemek zorunda değiliz. Yüksek düzeyde sosyal birleşme oranına sahip, insan haklarına ve insan onuruna saygılı, erkekler ve kadınlar arasında eşitlik bulunan ve çevreye saygılı bu Avrupa toplumları, tüm sorunları ile birlikte insanlık tarihinin en hoş görülü toplumları arasında bulunuyor ve ben de bundan gurur duymamız gerektiğini düşünüyorum. Ülkelerimizde iki veya üç kız şarkı söyledikleri veya ülkelerinin yöneticilerini eleştirdiği için hapse girmiyor. Ülkelerimizde, insanlar özgür ve bu özgürlükten gurur duyuyor, insanlar bu özgürlüğe sahip olmanın ne anlama geldiğini biliyor. Ülkelerimizin çoğunda, başka bir deyişle Üye Devletlerin yakın belleğinde diktatörlük ve totaliterlik var.     

Bu nedenle önceki nesiller büyük sorunların üstesinden geldi. Şimdi bu nesil de göreve hazır olduğunu göstermelidir.

Şimdi, tüm pro Avrupalılar için, alışılageldiği gibi işi arkada bırakma ve geleceğin işini kucaklama zamanıdır. Avrupa Birliği barışı grantilemek için kuruldu. Bugün bu, Birliğimizi globalleşme sorunlarının üstesinden gelecek şekle sokmak anlamına geliyor.   

Bu nedenle, Avrupa için yeni bir düşünceye, kararlı bir anlaşmaya ihtiyacımız var. Bu nedenle kendimizi Avrupa Birliğinin kalbindeki değerlere göre yönelndirmemiz gerekiyor. Avrupanın bir ruhu olduğuna inanıyorum. Bu ruh, bize yapmamız gerekeni yapma gücünü ve kararlılığı verebilir.

Avrupa Komisyonuna güvenebilirsiniz. Ben size güveniyorum, Avrupa Parlamentosu.

Birlikte, Birlik kurumları olarak daha iyi, daha güçlü ve daha bütünleşmiş bir Avrupa, Avrupa’nın ve dünyanın geleceği için bir vatandaşlık Birliği oluşturacağız.

Zaman ayırdığınız için teşekkürler.

Daha fazla bilgi

Kıbrıs'ta Avrupa Komisyonu

Contact

Avrupa Komisyonu Kıbrıs Temsilciliği

Address

AB Evi

30 Byron Caddesi

1096 Lefkosa

Phone

work Tel.:
+357 22 81 77 70

Fax

fax Fax:
+357 22 76 89 26

E-Mail


Europe Direct Larnaka

Address

Filiou Tsigaridi

6300 Larnaka

P.O. Box 40045

Phone

work Tel.:
+357 24 62 09 93

Fax

fax Fax:
+357 24 62 09 93

E-Mail


Europe Direct Limasol

Address

173-179 Chr. Hadjipavlou

3036 Limassol

Phone

work Tel.:
+357 25 00 20 44 ve +357 25 00 20 27

Fax

fax Fax:
+357 25 00 27 63

E-Mail


Europe Direct Baf

Address

Palia Ilektriki

8 Vladimirou Iracleous

8010 Baf

Phone

work Tel.:
+357 26 93 55 00

Fax

fax Fax:
+357 26 91 10 32

E-Mail


Information page

  • Top
  • Last update: 29 | 01 | 2013