Finansal İşlemler Vergisi: Tartışmanın yeniden dengelenmesi
20.02.2012 Avrupa Birliği’nin Vergilendirme, Gümrük Birliği, Denetleme ve Sahtekârlıkla Mücadele'den Sorumlu Komiseri Algirdas Šemeta’nın 20 Şubat 2012 tarihinde “Alithia” gazetesinde yayınlanan Finansal İşlemler Vergisi konulu yazısı.

Avrupa’da “finansal işlemler vergisi” uygulaması gerçekleşmeye giderek yaklaşıyor. Komisyon’un önerisinin pek çok yönü birbirine yakınsıyor ve uzlaşmayı engelleyen konuların çözülmesi için yapıcı adımlar atılıyor. Bunun paralelinde, finansal işlemler vergisi yönünde popüler bir ivme oluştu. Vatandaşlar bunun olası faydalarını anlamaya başladı bunları: Vergi yükünün daha adil şekilde dağıtılması, finans sektöründe daha fazla kararlılık ve hatırı sayılır gelirler olarak sıralayabiliriz.
Bununla birlikte, finansal işlemler vergisi uygulaması yaklaştıkça muhaliflerin bu konuda daha saldırgan konuşmalar yapmaya başlaması hiç de şaşırtıcı değil. Büyüme, iş ve rekabet konularında kıyamet senaryoları oluşturmak için Komisyon rakamları hatalı şekilde ve değiştirilerek yansıtılıyor. Temeli olmayan korkuları körüklemek kolay ama hiç de sorumlu bir davranış değil. Şüphesiz finansal işlemler vergisi konusunda açım ve dürüst tartışmaların yapılması gerekiyor. Ama bu tartışmalar gerçeklere dayanmalı ve masaya koyulan öneri ile ilgili gerçekleri yansıtmalı.
Bu temelde, finansal işlemler vergisi için önerimizle ilgili efsanelerin bazıları konusunda gerçekleri ortaya koymanın zamanı geldi.
İlk olarak, ekonomik etki açısından, finansal işlemler vergisi Avrupa’nın büyümesine ve rekabet gücüne zarar vermeyecek ve iş kayıplarına neden olmayacak. Tüm vergiler, ekonomik bir maliyete getiriyor ama finansal işlemler vergisinin maliyeti az ve finans sektörünün son yıllarda elde ettiği yüksek destek hacmi ile karşılaştırıldığında makul miktarda kalıyor. Ayrıca, finansal işlemler vergisinin gelirlerinin kullanılmasından ortaya çıkan pozitif etkiler de hesaba katılmalı. Eğer ulusal bütçelerin birleştirilmesi, diğer vergilerin azaltılması ve kamu hizmetleri ile alt yapılarına yatırım yapılması için yılda 57 milyar Avro bütçe ayrılırsa, finansal işlemleri vergisinin Avrupa’daki büyüme ve istihdam için olumlu etkisi olabilir.
İkinci olarak, sıradan vatandaşların ve işletmelerin vergi yükünden kurtulacağını öngören tartışmaları göz ardı edebiliriz. Başlangıç için, vatandaşların ve işletmelerin günlük finansal faaliyetleri vergi kapsamına dahil edilmemiştir. Kapsamdaki işlemlerden %85’i bütünüyle finans kurumları arasında gerçekleşiyor. Vergini hedefi olan finans sektörü maliyetlerin bir kısmını müşterilerine aktarması durumunda, bir orantısızlık olmamalıdır. Örneğin; 10.000 Avro hisse alan bir vatandaş işlem için 10 Avro vergi verebilir.
Son olarak, finansal işlemler vergisinin Avrupa’daki finans piyasalarında kitlesel göçlere neden olacağını iddia edenler ya Komisyon’un önerisini okumamışlar ya da anlamamışlar. Öneride, olumsuzlukları önlemek amacıyla etkili tedbirler (düşük oran, geniş taban ve en önemlisi “ikamet prensibi”) yer alıyor. Eğer finans operatörleri finansal işlemler vergisinden kaçınmak isterse, Avrupalı müşterilerinin tümünden vazgeçmeli. Bu da bu kadar az miktarlı bir vergi için pek de olası bir tepki olmaz.
Finansal işlemler vergisi hakkında atıp tutanlar alternatiflerin ne olduğunu göz önünde bulundurmalı. Pek çok Üye Devlet daha sert tedbirlerin uygulanması konusunda sınıra ulaşıyor. Finans sektöründeki bu az miktarlı vergi büyüme ve rekabet gücü için gerçekten gelir vergileri veya kamusal harcamalardaki kesintilere oranla çok daha iyi olacak mı? Sıradan vatandaşların temel kamu hizmetlerindeki kısıntıların yanı sıra maaşlarında, gıda ve yakıt harcamalarında çok daha yüksek vergiler ile karşı karşıya olduğu bir durumda finans sektöründen payını ödemesini beklemek mantıksız mı?
Finansal işlemler vergisi önemli yeni gelirler için bir fırsat ve vergi yükünü ödeyemeyenlerin ödemesini sağlamak amacıyla yeniden dengeleme yapmak için bir yol sunuyor.








